Eylül 2007 için Arşiv

Geleneksel Feshane Ramazan Şenlikleri

Perşembe, 27 Eylül 2007

Ramazan ayında İstanbullulara güzel alternatif sunan yerlerin başında feshane gelir. Feshanede konumu ve ramazan etkinliklerinin gelenekselliği İstanbulluların her ramazan olduğu gibi bu Ramazan ayıda Feshaneye yoğun talebi gözden kaçmıyor.

Ramazan ayı boyunca

Click to continue reading “Geleneksel Feshane Ramazan Şenlikleri”

EDEBİYAT; ŞİİR VE İSTANBUL

Cuma, 21 Eylül 2007

“Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli

işret ve erbab-ı livâtâ rivayet ve ilan, hikâyet ve

beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl, İsa

Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra,

Adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir

Kent vardı.”

İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar

Click to continue reading “EDEBİYAT; ŞİİR VE İSTANBUL”

Sultanahmet Ramazan Şenlikleri

Pazartesi, 17 Eylül 2007

İstanbulda ramazan denilince akla ilk olararak Sultanahmet ve Feshane gelir. Sultanahmet Ramazan Şenlikleri bu yıl yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor. “Kim demiş eski ramazanlar yok diye!” sloganıyla yola çıkan Eminönü belediyesi 12.sini düzenlediği Ramazan Şenliklerinde ziyaretçilerini çeşitli etkinliklerle karşılıyor. Pikniğe gider gibi hazırlanıp gelen aileler Sultanahmet Meydanında iftarda piknik yapma keyfini sürerken hazırlıksız gelenlerde ramazan ayı için kurulmuş alış veriş standlarını tercih ettiler. Standlarda halkın ilgisini en çok Osmanlı Macunu çekiyor. Etkinlikler kapsamında Sultanahmet Hipodromunda iftardan sonra her akşam farklı gösteri ve etkinliklerle halkın karşısına çıkıylıyor. Meydana etkinlik kapsamında kurulmuş olan Ozanlar Kahvesinde halk ozanlarını dinlemekte mümkün.

Click to continue reading “Sultanahmet Ramazan Şenlikleri”

Sadabad’a Çıkarken “Sadabad Cafe”

Perşembe, 13 Eylül 2007

İlkokul çağlarımdan beri zihnimde önemli bir yeri işgal eden tek devlet; Devlet-i Aliyye-yi Osmanlı. Hemen her zaman tarihe doğru bir seyir yaşansa, benim nazarım yine aynı yöndedir. Hatta bir makalede, bir metinde, gazete küpüründe, “Osmanlı” kelimesinin geçmesi o mahlasın okunmasının zaruri kılınmasına dilbestedir.

İşte bu düşünceler beni tarihle bütünleşmiş mekânların seyrine / içine girilmesine aşina kılıyor. Padişah 3. Selim ve Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim Paşa zamanında,İstanbul’da, Kağıthane Deresinin Haliç’e doğru uzandığı düzlük eğlence yerine Lale Devri’nde Sadabad denirdi. Bu devirde, adı geçen mekânın eski güzelliğinin olduğu zanında değilsinizdir umarım! Kimilerinde, şimdiki devir imkânlarıyla Sadabad’a çıkma histerisi oluşsa karşılıksız kalacağı aşikar. Ama benim için durum farklı, “Sadabad Cafe” imdadıma yetişmekte.

Click to continue reading “Sadabad’a Çıkarken “Sadabad Cafe””

Sıfır Noktası

Pazartesi, 03 Eylül 2007

Bir yerden başlamak gerek İstanbul’u anlatmaya neresinden başlasak diye düşünürken aklıma Sıfır Noktası geldi. Sıfır Noktası Sultan Ahmet meydanında bulunan diğer sütun taşlara göre ufak kalan bu yüzden pek bilinmeyen mermerden yapılmış sütunumsu bir taştır.

Önem: Antik dönemlerde kilometreler hep o noktadan itibaren hesaplanmış, haritalar ona göre çizilmiş, kervanlar ona göre yol almıştır. Bizans imparatorluğunun başkentinde, “dünyanın başladığı yer Sıfır Noktası” kabul edilmiş. Taşın adı Aynı zamanda “Million Taşı” olarakta bilinir. Yerbatan sarnıcının girişinin biraz arkasında kalır. Zeytinburnu tarafına giderken tramvay yolunun hemen sağında kalır.

Click to continue reading “Sıfır Noktası”