Tuncay Yılmaz’dan keman resitali

Türkiye’nin en iyi keman solistlerinden biri olan Tuncay Yılmaz, keman resitali ile 13 Şubat Cuma günü Akbank Sanat’ta olacak. Mozart, Paradies, Elgar, Beethoven/Kreisler, Brahms/Joachim, Granados/Kreisler’den eserler seslendirecek olan Yılmaz’a Robert Markham da piyanosuyla eşlik edecek.

İzmir Devlet Konservatuvarı’nda başladığı müzik eğitimine Ankara Devlet Konservatuvarı’nda devam eden Tuncay Yılmaz, solist olarak ilk konserini Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde gerçekleştirdi. Daha sonra Moskova Senfoni Orkestrası, Sofya Filarmoni, West Virginia Senfoni, BBC Konser Orkestrası, Musica Viva gibi önemli orkestralar eşliğinde çaldı; Rudin, Rivinius, Say, Markham gibi tanınan sanatçılarla sahne aldı.

“Tuncay Yılmaz’dan keman resitali” için 1 Yorum

  1. #

    Hakiki İstanbullu

    İstanbullu Dedesinden, Babasından gördüğü gibi davranır. İstanbullu annesinden öğrendiği Türkçe ile konuşur. İstanbullu yalakalık, kabadayılık yapmaz. İstanbullu kendinden büyüklere saygı, küçüklere sevgi gösterir. komşu ve yabancı haklarına değer verir. İstanbullu her zaman güler yüzlüdür, Asık yüzle dolaşmaz, Çünkü Ailesinden Anne ve Babasından böyle görmüştür. Tanımadığı kimselere karşı Amca oğlu, hemşerim, yeğenim, birader gibi sıfatlar kullanmaz. İstanbullu Türkçe’yi Standart konuşur, Program kelimesini ‘Proğram yazıp, Proram olarak telaffuz etmez, İstanbullu Kurnaz değildir, İstanbullu sadece zekidir, akıllıdır. İstanbullu Kurnazlık sıfatını hakaret kabul eder. İstanbulluyu bir şeye inandırmak kolaydır, kendisi inançlı olduğu için karşısındakinin sözüne itimat eder, inanır.
    İstanbullu lazım olan her yerde her zaman muhatabı kim olursa olsun normal olarak teşekkür eder, İstanbullunun bulunduğu mevki ne olursa olsun, makamının kapısını tıklatana giiirrr. ! cevabı vermez sadece Buyurun veya giriniz hitabını kullanır. İstanbullu kravatsız takım elbise giyip düğmeleri göğsü görecek kadar açık beyaz gömlek giyip argo konuşmaz, İstanbullu sokaklarda, arsalarda park mafyalığı yapmaz, Çocuklara uyuşturucu satmaz
    Düğünlerde, Futbol maçlarından sonra silahla sağa, sola ateş edip magandalık yapmaz
    Oturduğu evin balkonunda et, balık kızartmaz, oturduğu evden karşı eve ip gerip bayrak gibi çamaşırlarını asmaz. evinin önünde pijama ile oturmaz. İstanbullu yerlere tükürmez.
    İstanbullu dini inançlarını yerine getirir, fakat bunu gösteriş olarak yapmaz, anlayamazsınız.
    Camiden Çıktıktan sonra tekkesini çıkarır katlayıp cebine koyar. namaz kıldığı tekkeyle sokakta dolaşmaz. İstanbullur’da Hacca Umreye gider. Fakat hiçbir zaman sahip olduğu işyerinin levhasına ‘Hacı Falan Filan’ diye yazdırmaz, Hacı olduğu için kıyafetini değiştirip ilkel veya Araplara benzer kıyafetle dolaşmaz. Hacı olduğunu sadece onu yakından tanıyanlar bilir. Ticaret hayatında Dini reklam yapmaz, Dini hiçbir zaman siyasete karıştırmaz. İstanbullu kadınlardanda da namaz kılanlar vardır. ibadetlerini yaparlar fakat başlarına türban takıp gezmezler, yerine göre eşarplarını örtünmek için hakiki baş örtüsü olarak kullanırlar.
    Gereğinde kadın berberine gidip saç bakımlarını yaptırırlar. Mevsimine göre giyinirler.
    Hiçbir zaman modaya uygun olmayan, ilkel yerlere kadar uzayan mantolarla dolaşmazlar.
    İstanbullu kızlar küçük yaşlarından başlayarak her türlü modern etkinliklere katılır her türlü spor müsabakalarında yerlerini alırlar. İstanbullu kızların Tatillerde, boş zamanlarında veya
    Okul Arkadaşlarıyla gruplar halinde Müzik, Dans,Tiyatro gibi çağdaş hobileri vardır.
    İstanbullu Sinema ve konserlere gider, Plajlarda don ve entari ile denize girmez, İstanbullu
    aile, sofrada büyükten küçüğe kadar herkes birlikte oturur, çocuklar, kadınlar ayrı yemek
    Yemez. İstanbullu Pazar ve tatil günlerinde ateş yakılması yasak olan yerlerde ateş yakıp et kızartmaz, piknik bittikten sonra çöp ve yemek artıklarını olduğu gibi bırakmaz.
    (Mangal yapma) !!! herhalde herkes mangal imalatçısı oldu. İstanbullu Rakıyı lahmacunla içmez. İstanbullu Çinakopun başını kesip tere yağla tavasını yapmaz. İstanbullu çiğ köfteyi Rakı mezesi yapmaz. İstanbullu balık lokantasında garsona lahmacun, kebap siparişi yapmaz. Yemek yeme, sofra adabına ailesinden öğrendiği gibi riayet eder. İstanbullu kanunlara, kişi ve kamu haklarına saygı gösterir, Fakirlere yardım eder, sadaka verir, hasta, kimsesiz komşularına onları aşağılamadan yardımcı olur, başkalarının, devletin arazisine kaçak ev, Ruhsat almadan yapı yapmaz, Kaçak elektrik, kullanmaz. Günahtır, Haramdır, İstanbullu vermeğe yükümlü olduğu vergisini aksatmadan öder.
    İstanbullu Zabıtaya, Askere saygı gösterir, İstanbullu sokakta otomobil yakmaz. İstanbullu
    Oturduğu evin balkonunda koyun, keçi beslemez, banyo küveti içine tavuk kümesi yapmaz.
    İstanbullu Kurban bayramında kendine ait olmayan bir alanda kurban kesmez, kestirmez.
    İstanbullu yalnız kendi mensup olduğu İslam dinine veya herhangi bir dine sahip olduğu
    Saygıyı diğer tüm dinlere ve bu dinin mensuplarına ayırımsız gösterir, her din adamına
    Hürmet eder. İstanbullunun Yahudi, Rum, Ermeni ve diğer dinlerden arkadaş, tanıdık ve ahbapları vardır, herkes birbirlerine saygı gösterir. İstanbullu, bugün azınlık olduğu İstanbul da hemşeri derneğini açmaz. İstanbullu bayram tatillerinde geziye çıkmadan önce
    Atalarının mezarlarını ziyaret eder, büyükleriyle bayramlaştıktan sonra geziye çıkar.
    Paris’ten, Londra’dan telefon açıp Teyze veya dayı biz Paris’teyiz bayramınız kutlu olsun demez. İstanbullu Lodos, poyraz rüzgarlarının nereden estiğini bilir, Biz karşıya gececeğiz
    Diye konuşan bir kimsenin ne demek istediğini anlar. Hangi balığın hangi mevsimde ne şekilde yeneceğini bilir. İstanbullu sofra adabına muhakkak riayet eder. İstanbullu kıyafetine
    Mali durumu ne olursa olsun riayet eder. İstanbullu kadınlara saygılıdır. İstanbullu kadın
    Elini uzattığı zaman elini uzatıp elini sıkar. İstanbullu yolda eşi ile yan yana yürür. Kendi
    Önden gidip eşi üç adım geriden gelmez. İstanbullu konuşma adabına saygı gösterir karşısındaki her kim olursa olsun konuşmasını sözünü kesmeden dinler daha sonra kendi konuşur veya cevap verir. İstanbullu İstanbul’da İstanbul yemeklerinden başka her yöre yemeklerini yiyecek lokanta bulabilir, fakat normal İstanbul yemekleri yiyebilecek bir lokanta bulması kati surette mümkün değildir, İstanbul yemeklerini ancak kendi evinde
    yer. Eğer bu standart’ın dışına çıkan İstanbullular varsa onlar İstanbulluluklarını yitirmiş kimselerdir. İstanbullu olmak demek = Beyefendi – Hanımefendi olmaktır.
    Bir kimse kendisi için İstanbulluyum diyebilmek için en az büyük Dedesinin İstanbullu olması gerekir. Fakat buna rağmen yukarıdaki kaidelere uyan herkes Doğum yeri neresi
    Olursa olsun benim için İstanbulludur. İstanbullu bir anne ve babadan doğmayan bir kimse için İstanbullu olmak Oxford veya Cambric diplomasını almaktan çok daha zordur.

    Muhakkak bu yazıya karşı çıkanlar olacaktır, fakat bu olayları sadece İstanbul için değil
    Türkiye’nin her kenti için düşünebilirsiniz, yazıda bazı karşıt düşüncede olanları incittiğim için müteessirim. Lütfen tenkitlerinizi yaparken mantıklı, düşünerek, bütün kalbinizle yapın her şeyden evvel hemcinslerimize, yaşadığımız şehre kanunlarımıza saygılı bir insan olalım.

    Şahsi fikrime göre İstanbullu olmak için muhakkak İstanbul da doğup, İstanbul da veya
    Türkiye’nin herhangi bir kentinde veya Dünyanın herhangi bir şehrinde yaşamak gerekmez
    Yaşadığı yerlerde Edep, görgü, din ve Medeni kurallara harfiyen uyan kati şekilde tatbik
    Eden Zarafet sahibi, ‘Okulda Dilbilgisi, Edebiyat derslerinde Türkçe Öğretmenlerimizden
    öğrendiğimiz Türkçe’yi’ konuşan İstanbul un tüm tarihi ve yaşam değerlerini kabullenip İstanbullu gibi yaşayan efendi, hanımefendi kibar ve zarif her şahıs benim için İstanbul’da ve İstanbullu anne ve babadan doğmamasına rağmen ‘HAKİKİ İSTANBULLUDUR’.

    Saygılarımla

    Recai Tuncer ATİLLA

    By Recai Tuncer Atilla on Haz 18, 2008

Yorum yapın