İSTANBULLU OLMAK
01 Aralık 2007 - Yazan : ibrahim
Nedir acaba İstanbullu olmak? İstanbulda doğmak mı yoksa yaşamak mı? Yaklaşık 11 milyon nüfusunun yüzde 70’i Karadenizli veya doğulu olan büyük şehirde İstanbulluyum demek biraz cesaret işidir.
İstanbullu olmak durumu tamamen imkansız olmasa da insanlara bunu anlatabilmek kesinlikle mümkün değildir. Zira “nerelisin?” sorusuna “İstanbulluyum” diye karşılık verildiğinde hemen ardından “peki tamam ama ben doğum yerini sormuştum.” cümlesinden sonra “aslen nerelisin, baban nereli, ” sorusu mutlak suretle gelir. Bu banko soruya cevap olarak “gerçekten İstanbulluyum ” diye ne kadar dil döksen çabalasan da bir türlü ikna edemezsin o kişiyi kütükten girer, soyağacından çıkar. Sen bu kez ter dökmeye başlarsın.O kafasına koymuştur bir kere sen İstanbullu olamazsın. İstanbullu olmak diye bir şey yoktur çünkü, ve Türkiye’nin hiçbir şehri için bu ayrım yapılmaz. Söz konusu İstanbul’sa insan bir tek İstanbullu olamaz.
Peki insanlar İstanbullu olmak hakkında ne düşünüyor? İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin bu kapsamda yaptığı bir araştırmada İstanbul’da yaşayanların sadece yüzde 43.9′u kendisini İstanbullu hissettiğini söylüyor. Yüzde 44.7’si kendisini henüz İstanbullu hissetmediğini söylerken, yüzde 11,4′ü kendisini İstanbullu hissetmek istemediğini belirtiyor.
Yani aslında nüfusun büyük bölümünün İstanbullu olmak kavramını anlayamadığını görüyoruz.
“Çocuklarınızın kendilerini İstanbullu olarak mı, yoksa memleketinizle mi tanımlamalarını istersiniz?” sorusuna ‘İstanbullu olarak’ yanıtını verenlerin oranı sadece yüzde 24.1. Tam yüzde 51,1′i ‘memleketimle’ diyor. Bu cümlelerdende anlayacağımız gibi İstanbul’da yaşayan insanlar İstanbul’dan çok kendi memleketleriyle anılmayı tercih ediyor.
Oysa bence İstanbullu olmak İstanbul’a aşık olmaktır. İstanbul da yaşamayı sevmek yeter aslında. İnsan İstanbul’da ise nereli olduğu önemli değildir.Bu güzel kentin tadını çıkarmayı bilmelidir.Ve yine İstanbul’u en güzel anlatan şiirler,şairlerdir:
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…
Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul… Necip Fazıl Kısakürek bu cümlelerle anlatmıştır İstanbul’a olan aşkını. İstanbul’da yaşadığı yıllarda her hafta sonu Ankara’ya gidip gelen şaire sormuşlar.
-“Ankara’ya devamlı gidiyorsunuz?Ankara’nın en çok neyini seviyorsunuz?”diye.Üstadın yanıtı:
-“İSTANBUL A DÖNÜŞ YOLUNU SEVİYORUM” olmuş. İstanbul sevgisi daha nasıl anlatıılabilirki..
Peki hiç kötü bir tarafı yokmu bu İstanbul un ? İstanbul’da yaşamak insana sabretmeyi öğretir. Özelliklede İstanbul’da trafiğe çıktıysanız. Trafikliğin sıkışıklığı bir yana dursun, minibüs ve özel halk otobüslerinin trafikte her şeyi yapma hakkı olduğunu sanması ve kafalarına göre hareket etmeleri insanı deli eder. İstanbul un bir ucundan diğer ucuna gitmeyi düşünüyorsanız, bir şehirlerarası yolculuk yapıyor hissine kapılmanız mümkün. Zira bu yolculuk 4 saat kadar sürebilirki bu tecrübeyle sabittir.J Son zamanlarda artan kapkaç,tinerciler,şehrin pahalılığı vb. sorunlarda saymakla bitmez. Ama bu sorunlar bütün Büyükşehirlerin cilvesidir zaten.
Ve özetlemek gerekirse..
İstanbullu olmak sabır ister ; trafiğinden dolayı,
İstanbullu olmak güç ister; havasından dolayı,
İstanbullu olmak anlayış ister; binbir çeşit insanından dolayı,
İstanbullu olmak eş, dost ister: tek başına ne tadı çıkar ne cefası çekilir…
İstanbul hayatı öğreten zor bir şehirdir..
başını sağa sola bakmadan dimdik ayakta tutabilmeyi öğrendiğin…
yollarını, trafiğini, kaba anlayışsız insanlarını görüp yorulduğunu yaşlandığını hissettiğin …..
ve denizini, yağmurunu içine doya doya çektiğin …
enteresan
zehirli bal gibi…
tatlı ama bir o kadar tehlikeli…
aramakla bulamazsın
ilk gittiğinde alışamazsın
alışınca bırakamazsın…
İstanbullu olmak bir tutkudur.
İstanbullu olmak bir ayrıcalıktır ve İSTANBULLU OLUNMAZ İSTANBULLU DOĞULUR..:)
8 Responses to “İSTANBULLU OLMAK”
İstanbullu olmak sabır ister ; trafiğinden dolayı
İstanbullu olmak güç ister; havasından dolayı
İstanbullu olmak anlayış ister; binbir çeşit insanından dolayı
İstanbullu olmak eş, dost ister: tek başına ne tadı çıkar ne cefası çekilir.
İstanbul hayatı öğreten zor bir şehirdir..
başını sağa sola bakmadan dimdik ayakta tutabilmeyi öğrendiğin…
yollarını, trafiğini, kaba anlayışsız insanlarını görüp yorulduğunu yaşlandığını hissettiğin …..
ve denizini, yağmurunu içine doya doya çektiğin …
enteresan
zehirli bal gibi…
tatlı ama bir o kadar tehlikeli…
aramakla bulamazsın
ilk gittiğinde alışamazsın
alışınca bırakamazsın…
İstanbullu olmak bir tutkudur.
İstanbullu olmak bir ayrıcalıktır ve İSTANBULLU OLUNMAZ İSTANBULLU DOĞULUR..:)
İstanbul hayatımın vazgeçilmeyeni. İstanbullu olmayı çok güzel anlatmışsın. Eline ve yüreğine sağlık.
By Timur on Ara 3, 2007
İstanbullu olmak için İstanbulda doğmak yetmiyor…İbrahiminde özetlediği üzere nerelisin İstanbul yok doğduğun yer değil. Babanın memleketi:P
Aslında sormak lazım nerelisiN?
Kasatmonu
Yok ben onu sormuyorum ataların nerden gelmiş.
Orta Asyadan
Ben onuda sormuyorum.
Orta asyanın hangi köyünden…
Bu arada sen hangi boydan geliyordun.
Kayı mı Kayık mı:P
böyle gider.
By Ender on Ara 6, 2007
Aziz İbrahim kardeşim. Yıllar yılı kendisin İstanbullu bellemiş ve bu özelliğini noterle tasdik ettirmiş olduğunu ayan beyan bilmekteyiz. Ve bunu teşhir niteliğindeki bu makalen hem bizleri bilgilendirmekle beraber, senin edebiyat anlaşınla da İstanbul’un ayrı anlam kazandığını gösterdi.
Senin kanından kılcal damarlarına, böbreklerinden alyuvarlarına kadar işlenmiş olan bu İstanbullu olma anlayışını gelecek nesillere ve bilhassa çocuklarına empoze edeceğini düşünüyorum.
Fevkalade muazzam bu kalemşörlüğüne, Üstadımız’ın dizeleri de ayrı bir güzellik katmış…
By Eyüp on Ara 7, 2007
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
ORHAN VELİ KANIK
İSTANBUL ; ilk sevgilimin gülüşü gibisin
ilk aşkların heyecanı tadında
kesfedilmeyi bekleyen bir aşık gibisin
keyfi kederlerin gün batımında
iç çekişlerin tek nefesisin
İSTANBUL SEN BENİM TEK SEVDİĞİMSİN….
By SEMİHA on Şub 10, 2008
İlginç bir şehirdir İstanbul…Asırlar öncesinden müjdelenmiş sihirli bir şehirdir.Belli bir iklimi yoktur İstanbul un…Bir gün bakarsınız güneş açmış,İstanbul tüm güzellikleriyle size bakıyor.Bir bakarsınız hava kararmış sizi umutsuzluğa sürüklüyor…Ama yine de vazgeçemezsiniz ondan.Bir yanda trafiği,hava kirliliği…Bir yanda onlarca medeniyetin izleri…Herkes,herşey onda toplanmıştır..
İstanbulluysanız aynı zamanda Diyarbakırlısınızdır;İstanbulluysanız Anteplisinizdir,İzmirlisinizdir.Türkiye’nin her bölgesinden insana rastlayabilirsiniz İstanbul’da.
O herkesi bağrına basmıştır,ayırt etmeden…
İstanbullu olmak kısaca anlatılmaz bir şey.İstanbul anlatılmaz yaşanır…
By büşra on Mar 3, 2008
Hakiki İstanbullu
İstanbullu Dedesinden, Babasından gördüğü gibi davranır. İstanbullu annesinden öğrendiği Türkçe ile konuşur. İstanbullu yalakalık, kabadayılık yapmaz. İstanbullu kendinden büyüklere saygı, küçüklere sevgi gösterir. komşu ve yabancı haklarına değer verir. İstanbullu her zaman güler yüzlüdür, Asık yüzle dolaşmaz, Çünkü Ailesinden Anne ve Babasından böyle görmüştür. Tanımadığı kimselere karşı Amca oğlu, hemşerim, yeğenim, birader gibi sıfatlar kullanmaz. İstanbullu Türkçe’yi Standart konuşur, Program kelimesini ‘Proğram yazıp, Proram olarak telaffuz etmez, İstanbullu Kurnaz değildir, İstanbullu sadece zekidir, akıllıdır. İstanbullu Kurnazlık sıfatını hakaret kabul eder. İstanbulluyu bir şeye inandırmak kolaydır, kendisi inançlı olduğu için karşısındakinin sözüne itimat eder, inanır.
İstanbullu lazım olan her yerde her zaman muhatabı kim olursa olsun normal olarak teşekkür eder, İstanbullunun bulunduğu mevki ne olursa olsun, makamının kapısını tıklatana giiirrr. ! cevabı vermez sadece Buyurun veya giriniz hitabını kullanır. İstanbullu kravatsız takım elbise giyip düğmeleri göğsü görecek kadar açık beyaz gömlek giyip argo konuşmaz, İstanbullu sokaklarda, arsalarda park mafyalığı yapmaz, Çocuklara uyuşturucu satmaz
Düğünlerde, Futbol maçlarından sonra silahla sağa, sola ateş edip magandalık yapmaz
Oturduğu evin balkonunda et, balık kızartmaz, oturduğu evden karşı eve ip gerip bayrak gibi çamaşırlarını asmaz. evinin önünde pijama ile oturmaz. İstanbullu yerlere tükürmez.
İstanbullu dini inançlarını yerine getirir, fakat bunu gösteriş olarak yapmaz, anlayamazsınız.
Camiden Çıktıktan sonra tekkesini çıkarır katlayıp cebine koyar. namaz kıldığı tekkeyle sokakta dolaşmaz. İstanbullur’da Hacca Umreye gider. Fakat hiçbir zaman sahip olduğu işyerinin levhasına ‘Hacı Falan Filan’ diye yazdırmaz, Hacı olduğu için kıyafetini değiştirip ilkel veya Araplara benzer kıyafetle dolaşmaz. Hacı olduğunu sadece onu yakından tanıyanlar bilir. Ticaret hayatında Dini reklam yapmaz, Dini hiçbir zaman siyasete karıştırmaz. İstanbullu kadınlardanda da namaz kılanlar vardır. ibadetlerini yaparlar fakat başlarına türban takıp gezmezler, yerine göre eşarplarını örtünmek için hakiki baş örtüsü olarak kullanırlar.
Gereğinde kadın berberine gidip saç bakımlarını yaptırırlar. Mevsimine göre giyinirler.
Hiçbir zaman modaya uygun olmayan, ilkel yerlere kadar uzayan mantolarla dolaşmazlar.
İstanbullu kızlar küçük yaşlarından başlayarak her türlü modern etkinliklere katılır her türlü spor müsabakalarında yerlerini alırlar. İstanbullu kızların Tatillerde, boş zamanlarında veya
Okul Arkadaşlarıyla gruplar halinde Müzik, Dans,Tiyatro gibi çağdaş hobileri vardır.
İstanbullu Sinema ve konserlere gider, Plajlarda don ve entari ile denize girmez, İstanbullu
aile, sofrada büyükten küçüğe kadar herkes birlikte oturur, çocuklar, kadınlar ayrı yemek
Yemez. İstanbullu Pazar ve tatil günlerinde ateş yakılması yasak olan yerlerde ateş yakıp et kızartmaz, piknik bittikten sonra çöp ve yemek artıklarını olduğu gibi bırakmaz.
(Mangal yapma) !!! herhalde herkes mangal imalatçısı oldu. İstanbullu Rakıyı lahmacunla içmez. İstanbullu Çinakopun başını kesip tere yağla tavasını yapmaz. İstanbullu çiğ köfteyi Rakı mezesi yapmaz. İstanbullu balık lokantasında garsona lahmacun, kebap siparişi yapmaz. Yemek yeme, sofra adabına ailesinden öğrendiği gibi riayet eder. İstanbullu kanunlara, kişi ve kamu haklarına saygı gösterir, Fakirlere yardım eder, sadaka verir, hasta, kimsesiz komşularına onları aşağılamadan yardımcı olur, başkalarının, devletin arazisine kaçak ev, Ruhsat almadan yapı yapmaz, Kaçak elektrik, kullanmaz. Günahtır, Haramdır, İstanbullu vermeğe yükümlü olduğu vergisini aksatmadan öder.
İstanbullu Zabıtaya, Askere saygı gösterir, İstanbullu sokakta otomobil yakmaz. İstanbullu
Oturduğu evin balkonunda koyun, keçi beslemez, banyo küveti içine tavuk kümesi yapmaz.
İstanbullu Kurban bayramında kendine ait olmayan bir alanda kurban kesmez, kestirmez.
İstanbullu yalnız kendi mensup olduğu İslam dinine veya herhangi bir dine sahip olduğu
Saygıyı diğer tüm dinlere ve bu dinin mensuplarına ayırımsız gösterir, her din adamına
Hürmet eder. İstanbullunun Yahudi, Rum, Ermeni ve diğer dinlerden arkadaş, tanıdık ve ahbapları vardır, herkes birbirlerine saygı gösterir. İstanbullu, bugün azınlık olduğu İstanbul da hemşeri derneğini açmaz. İstanbullu bayram tatillerinde geziye çıkmadan önce
Atalarının mezarlarını ziyaret eder, büyükleriyle bayramlaştıktan sonra geziye çıkar.
Paris’ten, Londra’dan telefon açıp Teyze veya dayı biz Paris’teyiz bayramınız kutlu olsun demez. İstanbullu Lodos, poyraz rüzgarlarının nereden estiğini bilir, Biz karşıya gececeğiz
Diye konuşan bir kimsenin ne demek istediğini anlar. Hangi balığın hangi mevsimde ne şekilde yeneceğini bilir. İstanbullu sofra adabına muhakkak riayet eder. İstanbullu kıyafetine
Mali durumu ne olursa olsun riayet eder. İstanbullu kadınlara saygılıdır. İstanbullu kadın
Elini uzattığı zaman elini uzatıp elini sıkar. İstanbullu yolda eşi ile yan yana yürür. Kendi
Önden gidip eşi üç adım geriden gelmez. İstanbullu konuşma adabına saygı gösterir karşısındaki her kim olursa olsun konuşmasını sözünü kesmeden dinler daha sonra kendi konuşur veya cevap verir. İstanbullu İstanbul’da İstanbul yemeklerinden başka her yöre yemeklerini yiyecek lokanta bulabilir, fakat normal İstanbul yemekleri yiyebilecek bir lokanta bulması kati surette mümkün değildir, İstanbul yemeklerini ancak kendi evinde
yer. Eğer bu standart’ın dışına çıkan İstanbullular varsa onlar İstanbulluluklarını yitirmiş kimselerdir. İstanbullu olmak demek = Beyefendi - Hanımefendi olmaktır.
Bir kimse kendisi için İstanbulluyum diyebilmek için en az büyük Dedesinin İstanbullu olması gerekir. Fakat buna rağmen yukarıdaki kaidelere uyan herkes Doğum yeri neresi
Olursa olsun benim için İstanbulludur. İstanbullu bir anne ve babadan doğmayan bir kimse için İstanbullu olmak Oxford veya Cambric diplomasını almaktan çok daha zordur.
Muhakkak bu yazıya karşı çıkanlar olacaktır, fakat bu olayları sadece İstanbul için değil
Türkiye’nin her kenti için düşünebilirsiniz, yazıda bazı karşıt düşüncede olanları incittiğim için müteessirim. Lütfen tenkitlerinizi yaparken mantıklı, düşünerek, bütün kalbinizle yapın her şeyden evvel hemcinslerimize, yaşadığımız şehre kanunlarımıza saygılı bir insan olalım.
Şahsi fikrime göre İstanbullu olmak için muhakkak İstanbul da doğup, İstanbul da veya
Türkiye’nin herhangi bir kentinde veya Dünyanın herhangi bir şehrinde yaşamak gerekmez
Yaşadığı yerlerde Edep, görgü, din ve Medeni kurallara harfiyen uyan kati şekilde tatbik
Eden Zarafet sahibi, ‘Okulda Dilbilgisi, Edebiyat derslerinde Türkçe Öğretmenlerimizden
öğrendiğimiz Türkçe’yi’ konuşan İstanbul un tüm tarihi ve yaşam değerlerini kabullenip İstanbullu gibi yaşayan efendi, hanımefendi kibar ve zarif her şahıs benim için İstanbul’da ve İstanbullu anne ve babadan doğmamasına rağmen ‘HAKİKİ İSTANBULLUDUR’.
Saygılarımla
Recai Tuncer ATİLLA
By Recai Tuncer Atilla on Haz 18, 2008
RECAİ TUNCER ATİLLA
İstanbullu olmak Bilinci
İstanbullu Dedesinden, Babasından, Annesinden Okulda Öğretmenlerinden öğrendiği gibi davranır.
İstanbullu Annesinden, Ailesinden ve Soyundan öğrendiği Standart yazım dili olan Türkçe’yle konuşur.
İstanbullu Türkçe’yi Normal kullanır, Program kelimesini Proğram yazıp Proram olarak telaffuz etmez.
İstanbullu yalakalık, kabadayılık yapmaz. İstanbullu kendinden büyüklere saygı, küçüklere sevgi gösterir.
İstanbullu her zaman güler yüzlüdür, Asık yüzle dolaşmaz, Ailesinden, Anne ve Babasından böyle görmüştür
İstanbullu Tüm komşularının ve yabancıların haklarına saygılıdır, değer verir. Aldığı terbiye böyledir.
İstanbullu Tanımadığı kimselere karşı Amca oğlu, hemşerim, yeğenim, emmi oğlu gibi sıfatlar kullanmaz
İstanbullu Sokaklara tükürmez, sümkürmez, Parklarda banklara hasar vermez, çiçekleri koparmaz
İstanbullu Kurnaz değildir, sadece zekidir, akıllıdır. İstanbullu Kurnazlık sıfatını hakaret kabul eder. İstanbulluyu kandırmak inandırmak kolaydır, inançlı olduğu için karşısındakinin sözüne itimat eder, inanır.
İstanbullu lazım olan her yerde her zaman muhatabı kim olursa olsun her zaman güler yüzle teşekkür eder
İstanbullu makamında kapısını tıklatana gelll, giiirrr. ! cevabı vermez Buyurun, giriniz hitabını kullanır. İstanbullu kravatsız takım elbise giyip dört düğmesi açık beyaz gömlek giyip argo konuşmaz, İstanbullu Oturduğu evin balkonunda mangal yakıp, Tavuk kanadı, balık kızartıp etrafa pis koku yaymaz
İstanbullu Temizdir, çalıştığı elbise ile sokağa gezmeye çıkmaz, işi bittikten sonra duş alır, normal giyinir
İstanbullu tatil günlerinde İstanbul’un tarihi yerlerini, müzeleri ziyaret eder, İstanbul hakkında bilgisini tamamlar.
İstanbullu boş olan zamanlarında herhangi bir kursa katılır. Resim yapma, Müzik, veya bir spor dalı çalışması.
İstanbullu Toplu taşım araçlarında kendi kokusu veya giydiği kirli çamaşır kokusuyla kimseyi rahatsız etmez.
İstanbullu işine giderken Trende, Vapurda, Otobüste seyahat ederken elinde muhakkak kitabı, gazetesi vardır
İstanbullu sokaklarda, arsalarda park mafyalığı, kapkaççılık yapmaz, Çocuklara uyuşturucu satmaz
İstanbullu Düğünlerde, Futbol maçlarından sonra silahla sağa, sola ateş edip magandalık yapmaz
İstanbullu oturduğu evden karşı eve ip gerip bayrak gibi çamaşır asmaz. Evinin önünde pijama ile oturmaz..
İstanbullularda dini vazifelerini yerine getirir, bunu gösteri olarak yapmaz, belli etmez, gösteriş yapmaz.
İstanbullu ibadetten sonra tekkesini çıkarır katlayıp cebine koyar. namaz kıldığı tekkeyle sokakta dolaşmaz. İstanbullu Hacca Umreye gider. Fakat hiçbir zaman işyerinin levhasına ‘Hacı Falan Filan’ diye yazdırmaz
İstanbullu Hacı olduğu için kıyafetini değiştirip ilkel veya Araplara benzer kıyafetle sakal bırakıp dolaşmaz.
İstanbullunun Hacı olduğunu sadece onu yakından tanıyanlar bilir. Ticaret hayatında Dini reklam yapmaz.
İstanbullu kadınlarda da namaz kılanlar vardır. ibadetlerini yaparlar fakat başlarını acayip olarak bağlamazlar.
İstanbullu kadınlar Türban takıp gezmezler, icabında, yerine göre eşarplarını baş örtüsü olarak kullanırlar.
İstanbullu kadınlar Gereğinde kadın berberine gidip saç bakımlarını yaptırırlar. Mevsimine göre giyinirler.
İstanbullu Hiçbir zaman modaya uygun olmayan, ilkel yerlere kadar uzayan mantolarla dolaşmaz.
İstanbullu kızlar küçük yaşlarından başlayarak Okulda, yaşamda her türlü modern etkinliklere katılırlar.
İstanbullu kızların bireysel veya gruplar halinde Spor, Müzik, Dans,Tiyatro gibi çağdaş hobileri vardır.
İstanbullu Sinema ve konserlere gider, Plajlarda pijama, don ve entari ile kati surette denize girmez
İstanbullu caddelerde üç dört kişi yan yana yürüyüp yüksek sesle konuşarak elleriyle başka kimseleri taciz etmez
İstanbullu Kırmızı ışıkta, yaya geçitlerinde durur, Trafik kurallarına riayet eder, Sokak magandalığı yapmaz
İstanbullu aile, sofrada büyükten küçüğe kadar herkes birlikte oturur, çocuklar, kadınlar ayrı yemek yemez.
İstanbullu Pazar ve tatil günlerinde ateş yakılması yasak olan yerlerde ateş yakıp et, tavuk kanadı kızartmaz
İstanbullu Piknik ve eğlence bittikten sonra çöp ve yemek artıklarını ağaç diplerine olduğu gibi bırakmaz
İstanbullu Parklarda veya yol kenarlarına dikilmiş ağaç fidanlarını kırmaz tek yaprak bile koparmaz
İstanbullu Kentini, temiz tutar, kirletmez, kirlettirmez kirlenirse bana ne düşüncesini katiyen taşımaz
İstanbullu Sigara izmaritini yere atmaktan utanır.
İstanbullu Rakıyı lahmacunla içmez. İstanbullu Çinakopun başını kesip tere yağla tavasını yapmaz. İstanbullu çiğ köfteyi Rakı mezesi yapmaz. balık lokantasında garsona lahmacun, kebap siparişi vermez. İstanbullu Yemek masasında, sofra adabını ailesinden öğrendiği gibi tatbik eder. Görgüsüzlük yapmaz.
İstanbullu kişi ve kamu haklarına saygı gösterir, Fakirlere yardım eder, sosyal olarak bizzat çalışır.
İstanbullu Sadaka verir, hasta, kimsesiz komşularına onları aşağılamadan, rencide etmeden yardımcı olur.
İstanbullu, Şahısların Devletin Orman yerine Ruhsatsız inşaat yapmaz, Kaçak elektrik, kullanmaz. Günahtır.
İstanbullu İşveren, İşyerinin ve İşçilerinin vermeğe yükümlü olduğu vergisini aksatmadan öder. Vazifesidir.
İstanbullu Zabıtaya, Askere saygılıdır, İstanbullu sokakta Çöp bidonu, otomobil, lastik, iş yeri yakmaz.
İstanbullu Oturduğu evin balkonunda koyun, keçi beslemez, banyo küveti içine tavuk kümesi yapmaz.
İstanbullu Kurban bayramında kendine ait olmayan bir alanda kurban kesmez, kendi evinde keser.
İstanbullu yalnız mensup olduğu İslam dinine değil tüm dinlere, din adamlarına gereken saygıyı gösterir
İstanbullunun diğer dinlerden arkadaş, tanıdık ve ahbapları vardır, herkes birbirlerine kayıtsız saygı gösterir. İstanbullu azınlık olarak yaşadığı yerde veya İstanbul un herhangi bir yerinde hemşeri derneğini açmaz.
İstanbullu Bayramlarda Atalarının mezar ziyaretini yapar, Ailesiyle bayramlaşır daha sonra geziye çıkar.
İstanbullu Paris’ten, Londra’dan telefon açıp Teyze veya dayı biz Paris’teyiz bayramınız kutlu olsun demez İstanbullu Lodos, poyraz rüzgarlarının nereden estiğini , Biz karşıya geçiyoruz sözünün anlamlarını bilir.
İstanbullu Hangi balığın hangi mevsimde ne şekilde yeneceğini bilir. Lüfer balığını Tere yağla kavurmaz
İstanbullu arkadaşlarına içki ziyafeti verip Lâkerdayı ızgara veya tava yapıp meze olarak sofraya koymaz.
İstanbullu mali durumu ne olursa olsun kıyafetine dikkat eder, zengin olsa bile marka düşkünlüğü yoktur
İstanbullu Erkek Tüm kadınlara karşı saygılıdır. Toplu taşıtlarda onlara daima yardım eder yerini verir.
İstanbullu Erkek yolda eşi ile kol, kola ve yan yana yürür. Kendi Önden gidip eşi üç adım geriden gelmez.
İstanbullu konuşma adabına saygılıdır karşısındaki kim olursa olsun konuşmasını sözünü kesmeden dinler İstanbullu İstanbul’da İstanbul yemeklerinden başka her yöre yemeklerini yiyecek lokanta bulabilir İstanbullu İstanbul yemekleri yiyebilecek bir lokanta bulması çok zordur. İstanbul yemeklerini evinde yiyebilir.
İstanbullu bize tarihimizden miras kalan korunma mecburiyeti olan Kültürel miras, zenginliklerimizi korur.
Eğer bu standart’ın dışına çıkan İstanbullular varsa onlar İstanbulluluklarını yitirmiş kimselerdir İstanbullu olmak demek = İstanbul’u sevmek, Beyefendi, Hanımefendilik payesine ulaşmış olmak demektir.
Bir kimsenin Ben İstanbulluyum diyebilmesi için büyük Dedesinin İstanbullu olması şart değildir.
FAKAT HER ŞEYE RAĞMEN YUKARIDAKİ KAİDELERE TÜM DÜŞÜNCE İLE CANDAN VE TÜM
KALPTEN UYANLAR DOĞUM YERLERİ NERESİ OLURSA OLSUN ‘BENİM İÇİN İSTANBULLUDUR’
FAKAT İSTANBULLU ANNE VE BABADAN DOĞMAYAN BİR KİMSE İÇİN İSTANBULLU OLMAK
‘OXFORD VEYA CABMRİC DİPLOMASI ALMAKTAN DAHA ZORDUR. FAKAT HER ŞEYE RAĞMEN
BEN İSTANBULDA ASLEN İSTANBULLU OLMAYAN FAKAT BİR ÇOK HAKİKİ İSTANBULLADAN
DAHA FAZLA İSTANBULLU OLAN ÇOK DEĞERLİ İNSANLARLA TANIŞMAK KISMET OLDU.
Muhakkak bu yazıya karşı çıkanlar olacaktır, fakat bu olayları sadece İstanbul için değil Türkiye’nin her kenti
için düşünebilirsiniz, yazıda bazı karşıt düşüncede olanlar belki incinebilirler müteessirim. Lütfen tenkitlerinizi yaparken her şeyden evvel Türk, inançlı Müslüman mantıklı, düşünerek, bütün kalbinizle yapın her şeyden evvel Tüm yaratıklara, hemcinslerimize, yaşadığımız kente Devlet ve kanunlarımıza saygılı bir insan olalım.
Şahsi fikrime göre İstanbullu olmak için muhakkak İstanbul da doğup, İstanbul da veya Türkiye’nin herhangi
bir kentinde veya Dünyanın herhangi bir şehrinde yaşamak gerekmez, Yaşadığı yerlerde Edep, görgü, dini ve
Medeni kurallara harfiyen uyup, kati şekilde tatbik Eden Zarafet sahibi, ‘Okulda Dilbilgisi, Edebiyat
derslerinde Türkçe Öğretmenlerimizden öğrendiğimiz Türkçe’yi’ konuşan İstanbul un tüm tarihi ve
yaşam değerlerini kabullenip İstanbullu gibi yaşayan efendi, hanımefendi kibar ve zarif her şahıs benim için İstanbul’da ve İstanbullu anne ve babadan doğmamasına rağmen ‘HAKİKİ İSTANBULLUDUR’.
Saygılarımla
Recai Tuncer ATİLLA
By Recai Tuncer Atilla on Haz 24, 2008
istanbulluluk ancak bu kadar güzel anlatılır ellerinize sağlık..
By Aslı Atilla Bozdag on Haz 24, 2008