Üsküdar…

İstanbul’un en güzel yerinde, payına düşen kısmı enfes bir şekilde değerlendiren, görkemli konumu ile boğaz’ın gözdesi, Antik Çağ’ın “Khrispolis”i, Perslerin “Hrispolis”i, Roma döneminin “Scutari”si, Bizans’ın “Skudarium”u, Evliya Çelebi’nin “Eski Dar”ı ve bizim sevgili Üsküdarımız…

 

Konu olarak seçtim kendime. Yazmalı, anlatmalıyım dedim. Herkes bilsin istedim Üsküdarımı ve Üsküdar’a olan sevdamı…

Bir sevdadır benim için Üsküdar… İstanbul’un en şirin,manevi havası en yoğun ilçesidir, nev-i semtine münhasırdır Üsküdar. Sınırları içinde bulunduğum her an huzur duyduğum, beni sarmalayan havasından hiç sıkılmadığım ilk aşkımdır Üsküdar… İyi ki Üsküdar’da doğmuşum, iyi ki Üsküdar’da büyümüşüm, iyi ki Üsküdar’da yaşıyorum dedirten bir duygudur Üsküdar… Tarihi geçmişi ve muhteşem panoramasıyla diğer ilçeler tarafından kıskanılan bir altın papatyadır Üsküdar. Necip Fazıl’ın akşamları camlarında yangını gördüğü yerdir. Eteklerini süsleyen sahili, sahilinin incisi Üsküdarımın simgesi Kız Kulesi ile birlikte İstanbul’un fethine tanıklık etmiş ayrıcalıklı bir kenttir Üsküdar…

 

Şair ne de güzel anlatmış, ne de güzel dile getirmiş cümlelere dökmekte zorlandığım hislerimi…

 

 

Üsküdar, bir ulu rüyayı görenler şehri

Seni gıpta ile hatırlar vatanın her şehri,

 

Hepsi der “hangi şehir görmüş  senin gördüğünü?”

Bizim İstanbul’u fethettiğimiz o mutlu günü.

 

Son günün cengi olurken, ne şafakmış o şafak,

Üsküdar gözleri dolmuş tepelerden bakarak

 

Görmüş İstanbul’a yüz bin meleğin uçtuğunu,

Saklamış durmuş asırlarca hayalinde bunu…

(Yahya Kemal Beyatlı)

 

Adına şarkılar, şiirler yazılmış, Perihan Abla, süper baba, bir dilim aşk, ekmek teknesi, aynalı Tahir, çemberimde gül oya, hayat bilgisi’ne ilham olmuş, aynı duvarı paylaşan kilise ve camisiyle sinagogu da komşu etmiş bir efsanedir Üsküdar… Haşmetli geçmişi, Salacak’ı, Çengelköy’ü, Kanlıca’sı, Çamlıca’sıyla diğer ilçelerin imrendiği bir kent-i devrandır Üsküdar..Hayata gözlerimi açtığım Zeynep Kamil Hastanesi ile terk-i diyar edeceğim zamanda gömülme ihtimalimin yüksek olduğu Karacaahmet Mezarlığı’nın sınırları içinde ve üstelik karşı karşıya olduğunu bilmekle beliren manidar bir düşüncedir Üsküdar… Sahilde Kız Kulesi’ne karşı içilen çayın dumanıyla tarihi camilerden okunan ezan sesini dinlemektir Üsküdar. Ayağımı yere sertçe basamayacağım kadar narin, bir o kadar da kırgındır Üsküdar…

 

“Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,

  Mavi sular üstünde yine bembeyaz Kız Kulesi”..

 

Hiç usanmam, hiç bıkmam Üsküdarımdan. Zeynep Kamil’den inerken sahile doğru, henüz yaklaşmamışken daha, denizin kokusu vurur burnuma… Hevesim artar, sevgiliye kavuşacakmış edasıyla adımları hızlanır. Yüzüme değince denizden esen rüzgar mutluluk sarar bünyemi. Ağlamaklı olurum her defasında. Kıs Kulesi’ni seyrederken sahildeki kayalıklara oturup asırlık camilerin gölgesinde martılarla simidimi paylaşmak anlatılamaz, tarif edilemez bir duygudur Üsküdarımda…

 

Ders çalışırken öğretmenim olur Üsküdar… Her gün arşınlarım kütüphanenin yolunu. Sahildeki cami ve kütüphanenin ortaklaşa kullandıkları küçük ağaçlar, çimenler ve renkli renkli çiçeklerle süslenmiş ve deniz manzarasından payına düşen kısmı son derece iyi değerlendiren bahçe kisvesine bürünmüş avludan geçerek kütüphanenin kapısını aralarım. Benim gibi Üsküdar sevdalılarının bulunduğu deniz kokusu eşliğinde ders çalışmak, gazete ve kitap okumak maksatlı gelmiş bünyelerin arasından geçerek, tavandan tabana cam olan kütüphanenin pencerelerine komşu olmuş, deniz ve sabırlarını Üsküdar sahilinde ölçmek isteyip oltalarını kapıp gelenlerle bezenmiş manzarası olan masalardan birine oturup daha bi ilhamla çalışır, daha bi ilhamla yazarım…

 

Velhasılıkelam, Üsküdar ölümsüz bir bestedir. Bir annenin ilk çocuğunu kucağına alışı kadar hisli, işe giden babanın arkasından ağlayan küçük bir çocuk kadar samimidir Üsküdar…İstanbul’dan ayrılırken, onu en güzel hatırlatacak yerdir Üsküdar…

 

Üsküdar bir sevdadır yüreğimde barındırdığım…Üsküdar aşktır, samimiyettir, huzurdur, sıcaklıktır… Üsküdar’ı sevmek, Üsküdar’a hizmet ve Üsküdarlılık bir ayrıcalıktır…

 

Üsküdar…” üzerine 6 düşünce

  1. Üsküdar bu kadar mı güzel anlatılır. Bende Üsküdar sevdalısıyım, huzur bulduğum yerlerin başında geliyor. Bende başka bir yeri var. Eline ve yüreğine sağlık.

  2. gün dogumu ,gün batımı bir başkadır üsküdarda
    birçok şiirlerin ilham kaynagıdır,
    havsı bir başka,aşk bir başkadır üsküdarda
    istabulun damarlarıdır
    kalplerın attıgı denızın huzur verdıgı yerdır…..

  3. tebrikler…güzel bir anlatım…ben de bir üsküdar tutkunu olarak diyorum ki;

    Altın Şehir Üsküdar
    Sen ki, aziz İstanbul’un göz nurusun Üsküdar
    İstabul’un gözbebeği uğurusun Üsküdar

    Suyun billûr billûr akan altın nehir Üsküdar
    İstanbul’un göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Çamlıca başında tacın, erguvanlar ziynetin
    Tarih seninle övünür ölçülemez kıymetin

    Sensiz soluduğum hava bana zehir Üsküdar
    İstanbul’un göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Katibim faytona binmiş geziniyor mazimde
    Karacaahmet’teki taşlar asude ve tazim’de

    Tükenmez sendeki efsun, tatlı sihir Üsküdar
    İstanbul’un göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Sen ve Kızkulesi sanki iki nazlı sevgili
    Sana değmiş İstanbul’un kutsal sihirli eli

    Sen bende ebedimsin, bende ahir Üsküdar
    İstanbul’un göz nurusun altın şehir Üsküdar

    Lalem, erguvanım, gülüm, mor menekşem, sümbülüm
    Hakk’ın armağanı olur sende gelirse ölüm

    Senden güzel bir kent var mı, senden cehir Üsküdar
    İstanbulun göz nurusun altın şehir Üsküdar.

    Miyaser GÜLŞEN

    *****Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadasındaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye; ‘Hrisopolis Altın Şehir’ denirdi. M.Ö. VII.yy`da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon`un Kadıköy iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar`ın yerleştiği alanda bulunurdu. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar`a ‘Altın Şehir’ adının verildiğini söylemektedir.

    saygılarımla.

  4. Eski İstanbul… Tarihi bir karaktermişsin gibi hissedersin hani kendini. köşeyi döndüğünde atlı bostancıbaşılarla karşılacakmışsın sanki. yanından geçen eli şemsiyeli bir hatun mendilini düşürecekmişte aşk ile tanışacakmışsın. Kız kulesine iç çeke çeke uzaktan bakıp seyr-i diyar ederken zamanda anıların perdesinde. Eski İstanbul’a aşık olunacak yerde bırakıyorum şimdi kalemimi. Bir martı bulup geri getirene kadar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>